OZON TERAPİ: MİT VE GERÇEK

Orhan Babucçu

Özet


Ozon gazı üç adet oksijen atomundan oluşan doğadaki en güçlü oksidanlardan birisidir. Ozon terapi, vücuda çeşitli yollardan ozon gazı ya da ozon gazına tabi tutulmuş hastanın kendi kanı verilerek oluşturulan oksidatif stresin adıdır. Ozonun vücuttaki etkisi sıvı ortamda oluşan hidreojen peroksit ve hücre zarındaki doymamış yağ asitleri ile reaksiyon sonucu oluşan lipid oksidasyon ürünleri aracılığıyla gerçekleşir. Sonuçta vücut bu kontrollü strese karşı antioksidan mekanizmalarını, bağışıklık sistemini ve diğer nöro-humoral mekanizmaları harekete geçirir, bir tür “fizyolojik aşı” etkisi ortaya çıkar.
Ozon terapinin endikasyonları arasında başlıcaları dolaşım bozuklukları, dejeneratij hastalıklar, kas ve eklem patolojileri, bazı enfeksiyonel hastalıklar, kronik yaralardır. Ozonu solunum sorunları olanlarda, hamilelerde, glukoz-6-fosfat dehidrogenaz eksikliğinde, favizmde ve kontrol altında olmayan hipertiroidide kullanmamalıyız.
Ozon terapi henüz FDA tarafından kabul edilmemiştir, aksine halen ozon aynı kurum tarafından toksik olarak kabul edilmektedir. Türkiye’de yeterli kanuni düzenlemeler yoktur.
Sonuç olarak ozon terapi günümüz verilerine göre ne primer ne de alternatif tedavi olabilir, ancak literatürdeki başarılı sonuçları görmezden gelemeyiz.
Anahtar kelimeler: Ozon, kronik yara, yanık, diyabetik ayak, enfeksiyon.

Tam Metin:

PDF


Online ISSN:2528-8644
Basılı ISSN:1300-6878 (önceki)

Türk Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Dergisi (Turk J Plast Surg),
Türk Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Derneği'nin, Estetik Plastik Cerrahi Derneği'nin, Türkiye Interplast Derneği'nin ve Çene Yüz Cerrahları Derneği'nin yayın organıdır.